5 Şubat 2008 Salı

TERÖR ÖRGÜTLERİNİN İÇ YÜZÜ...


Terör örgütlerinin kendi içerisinde yaşadığı hesaplaşmalarda, militanlarına çok acımasız davrandığı ve vahşi yöntemler uyguladığı bildirildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı, internet sitesinde terör örgütleri hakkında bilgi verirken, bilinmeyen bazı konuları ''Bunları biliyor muydunuz?'' başlığıyla yayımladı. İnternet sitesinde, terör örgütü PKK, sol terör örgütü DHKP/C ve dini referans alan radikal örgütlerde yaşanan iç hesaplaşmalar, örgütlerin çelişkileri ve militanlarına verdiği değer ortaya konuluyor.

İnternet sitesinde, terör örgütü PKK hakkında ortaya konulan bazı tespitler şöyle sıralandı:
-Örgüte katılarak aç, susuz, sefalet içerisinde faaliyet gösterirken sağlığı bozulan militanların tedavilerinin yaptırılmayarak ölüme terk edildiklerini veya intihar türü eylemlere gönderilerek ölüme zorlandıklarını,

-Örgüt içerisindeki kadın militanların erkeklerin zevk aracı olduğunu, erkek militanların da homoseksüel ilişkilere girdiklerini, örgütte kısa bir süre de olsa kalan genç kızların istemedikleri ilişkilere zorlandıklarını, direnenlerin de ajan, provokatör ve iş birlikçi iddiasıyla öldürüldüklerini,

-Kimi zaman günlerce bir lokma ekmekten yoksun kalan militanların katır, eşek, kaplumbağa, kurbağa gibi hayvanların etiyle beslenmeye çalıştıklarını,

-Örgüte katılanların ömrünün fazla olmadığını, 3-4 yıl yaşayanların sayısının çok az olduğunu, onun için sorumluları hariç, örgüttekilerin yaş ortalamasının 18-20 civarında bulunduğunu,

-Örgütten kaçmanın çok zor olduğunu, kaçıp da yakalananların örgüt tarafından çoğunlukla öldürüldüklerini, örgütten kaçıp kurtulma girişiminde bulunan veya örgüte uyum sağlayamayanların üzerinde naylon yakma, buz üzerinde bekletme, aç-susuz bekletme ve örgütten dışlama şeklinde cezalandırıldıklarını,

-Örgüt mensuplarının, örgüte destek veren köylerden bazılarına erzak temini için gittiklerinde bazı ailelerin kızlarına, ölüm tehdidiyle tecavüz ettiklerini,

-Avrupa'da terörist örgüt imajından kurtulmaya çalışan örgütün; yurt içi ve yurt dışında terörist başının idamının engellenmesi adına ''idama hayır'' kampanyaları düzenlerken, diğer taraftan sadece örgütten ayrılmak istediklerini söyledikleri için veya terör örgütünün gerçek yüzünü görerek kaçma girişiminde bulunan ve başarısız olan örgüt mensupları hakkında sözde mahkemeler kurarak idam
kararı verip uygulandığını ve bunları diğer örgüt mensuplarına ibret olsun diye videoya kaydederek seyrettirdiklerini,

-Yurt dışındaki ve yurt içerisindeki yandaşlarına kardeşlik, barış, sevgi ve hoşgörüden bahseden terör örgütünün, özellikle kendi kadrolarında duygusal ilişkiye giren ve evlenmek isteyenler hakkında ölüm emri verdiğini biliyor muydunuz?

SOL TERÖR ÖRGÜTLERİ
Emniyet Genel Müdürlüğünün sitesinde DHKP/C, TKP/ML-TİKKO ve MLKP terör örgütlerinde yaşanan bazı olaylar da şöyle sıralanıyor:
-Yaptıkları en ufak harcamalardan dahi militanlarından hesap soran örgütün üst düzey sorumlularının yurt dışında zevk-sefa içinde yaşadıklarını,

-Örgütün üst düzey elemanları arasında her türlü ilişkinin serbest olmasına rağmen alt düzey elemanlar arasında duygusal ilişkilerin büyük cezalara sebep olduğunu, itiraz dahi edemediklerini,

-Yaptıklarının boş olduğunu ve kendilerinin kullanıldığını anlayarak örgütten ayrılmaya karar veren örgüt mensuplarının ''iş birlikçi, hain ve şerefsiz'' olarak suçlandığını, öldürülme korkusuyla bu zor şartlara
katlandığını,

-Gençleri, sözde uyuşturucudan koruma propagandaları yapan Dev-Sol örgütünün, bizzat gelir temin etmek amacıyla 1980 yılı ilkbaharında örgüt liderlerinden P. G., E. C. ve A. T. vasıtasıyla yurt dışına 4 kilogram eroin sevkıyatı yaptığını,

-Dev-Sol örgütü üst düzey yöneticilerinden P.G'nin, örgüte maddi destek sağlamak için uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen örgüte ait 400 bin frangı çaldığı gerekçesiyle terör örgütü elebaşı tarafından 11 Temmuz 1991 tarihinde Paris'te öldürtüldüğünü,

-Dev-Sol terör örgütü liderinin Fransa'daki cezaevinden tahliyesi sonrasında uyuşturucu trafiğinin hızlandığını, uyuşturucu trafiği ve mafya ilişkilerinin örgütün diğer kadrolarından gizlendiğini,

-Dev-Sol terör örgütüne yönelik 27 Temmuz 1993 tarihinde yapılan operasyonda yakalanan S.Ö'in ikametinde 2 bin 65 gram esrarın yakalandığını,

-DHKP/C'ye yönelik 12-25 Eylül 1995 tarihlerinde İstanbul'da yapılan operasyonlarda yakalanan 6 şahısla birlikte 500 gram esrarın ele geçirildiğini,

-DHKP/C'ye yönelik 18 Nisan 1995 tarihinde İstanbul'da yapılan operasyonda R.T'nin 10 kilogram eroin ile yakalandığını, R.T. ve C.T'nin, terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda yurt dışına uyuşturucu madde götürdüklerini, elde edilen para ile örgüte silah alındığını,

-DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı İstanbul Emniyet Müdürlüğünce 3 Aralık 1997 tarihinde yakalanan S.Y'nin ifadesine göre, örgütsel eyleme çıktıklarında ve örgüt adına para toplamaya giderken örgüt mensuplarının devamlı olarak uyuşturucu madde kullandıklarını,

-İstanbul Sabancı Center'da 9 Ocak 1996 tarihinde Özdemir Sabancı ve iki kişiyi öldüren DHKP/C örgüt mensuplarından İ.A'nın 5 ay süreyle saklandığı evde, ev sahibinin baldızına tecavüz ettiğini,

-28 Mayıs 1998 günü yakalanan DHKP/C örgüt mensubu E.G'nin birlikte kaldığı hücre evinde içki alemi yapan örgüt mensuplarının kendisine tecavüz etmek istemeleri üzerine evden kaçtığını,

-Tokat kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML terör örgütü mensuplarından 15 yaşındaki terörist kıza, örgüt içerisinde tecavüz edildiğini,

-Sivas-Tokat kırsal alanında faaliyet gösteren DHKP/C terör örgütü mensubu S. G'nin kırsal hayata dayanamayıp, şehre dönmek istemesi sonucu örgüt tarafından öldürüldüğünü, örgüt yayını Kurtuluş gazetesinde ''düşmanla çatışmanın şiddetli olduğu bir esnada, düşman saflarına geçmek istediği için öldürüldü'' şeklinde yalan haber yazıldığını,

-1996 yılı sonu ve 1997 yılı başlarında, Sivas-Tokat kırsalında faaliyet gösteren 31 DHKP/C terör örgütü mensubundan 9'unun örgütten firar ettiğini,

-Kışı Karadeniz kırsal alanında sığınakta geçiren örgüt mensuplarından M.Y'nin ayaklarının donması üzerine sağ ayağının 4, sol ayağının ise 1 parmağının DHKP/C sözde grup komutanı S.Y. tarafından demir testeresi ile kesildiğini,

-Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten DHKP/C örgüt mensuplarından S. B'nin örgütten ayrılmak istemesi üzerine hainlikle suçlanarak cezalandırılmak amacıyla çizmelerinin içine kar doldurulduğunu, ayaklarının soğuk suda bekletilerek dondurulduğunu ve tuvalet ihtiyacını gidermeme cezası verildiğini; bunun üzerine soğuktan donan ayak parmaklarının dışkı içerisinde uzun süre kalmasından dolayı çürüdüğünü, çürüyen parmaklarının da makasla kesildiğini,

-MLKP terör örgütü mensuplarının, A.A. ve T.A. isimli örgüt mensubu arkadaşlarını, İstanbul yakınlarında ormanlık alanda iki gün süresince işkence ederek sorguladıklarını ve silahla öldürdüklerini,

-Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML-TİKKO'nun 10 mensubunun, örgüt mensubu arkadaşları tarafından işkence yapılarak sorgulandığını, bazılarının işkenceye dayanamayarak öldüğünü, bazılarının da işkence sonrası silahla öldürüldüğünü,

-TKP/ML terör örgütü Merkez Komitesinin almış olduğu infaz kararı doğrultusunda, Tunceli ili Mazgirt ilçesi Aşağıoyumca köyünde 8 yaşındaki S.K. isimli çocuğun örgüt mensupları tarafından öldürüldüğünü,

-1999 yılında TKP/ML-TİKKO'ya katılan ''Savaş'' kod isimli örgüt mensubunun örgüt içinde huzursuzluk çıkardığı gerekçesiyle ajanlıkla suçlandığını, örgüt mensupları tarafından 2 gün sorgulandığını ve 3 örgüt mensubu tarafından öldürüldüğünü biliyor muydunuz?

SAĞ TERÖR ÖRGÜTLERİ

Emniyetin internet sitesinde yer alan ''sağ terör örgütleri'' başlığıyla sıralanan dini referans alan terör örgütleri hakkında da şu olaylara yer veriliyor:
-Hizbullah terör örgütünün mali kaynak sağlamak için cinayet, hırsızlık, gasp ve soygun eylemlerini gerçekleştirdiğini, hatta örgüt mensuplarının 1995 yılı içerisinde çeşitli il ve ilçelerdeki camilerden halı ve kilim çaldıklarını,

-İBDA/C terör örgütünün, ideolojisiyle ters düşmesine rağmen, Marksist-Leninist ideolojiye sahip PKK ve DHKP/C gibi terör örgütlerini destekleyip, yayın organlarında bu örgütleri savunduğunu,

-İslami Hareket Örgütü mensuplarının İslam ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde her yolu kendilerine mübah sayan bir zihniyete sahip olduklarını, banka soygunları, otomobil ve eşya hızsızlıkları yaptıklarını,

-Anadolu merkez olmak üzere şer'i esasların hakim olacağı federal yapıda bir İslam Devleti kurmayı amaçlayan Hilafet Devleti örgütü lideri Muhammet Metin Kaplan'ın zimmetine para geçirdiğini ve bu sebeple örgüt içerisinde sürtüşmeler yaşanarak bölünmelerin meydana geldiğini,

-Hizbullah terör örgütü liderinin zekat adı altında toplanan haraçlarla İstanbul'un lüks semtlerinin birinde 120 bin dolara alınan villada oturduğunu, örgüt mensuplarının ise yoksulluk ve sıkıntı içerisinde ailelerinden uzakta yaşadığını,

-Ö.E isimli pavyonda çalışan bir kadının Hizbullah terör örgütü mensubu M.S.K ile evlendiğini, örgütün bu evliliği tasvip etmeyerek Ö.E'yi, M.S.K'nın kardeşi ve amcasının oğluna öldürttüğünü, daha sonra örgütün önce M.S.K'yı sonra da Ö.E'yi öldüren M.S.K'nın kardeşi ve amcasının oğlunu kendi örgüt mensuplarına öldürttüğünü ve mezar evlere gömdüğünü,

-Hizbullah terör örgütü tarafından domuz bağıyla öldürülüp gömülen ve daha sonra yapılan kazı çalışmalarında çıkartılan 72 cesetten 14'ünün kendi örgüt mensupları olduğunu biliyor muydunuz?

TÜRKİYE'DEKİ TERÖRİST PROFİLLERİ


Türkiye'de faaliyet yürüten terör örgütlerinin, özellikle 14-25 yaş arasındaki lise ve üniversite çağındaki gençleri hedef kitlesi olarak seçtiği tespit edildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün "www.egm.gov.tr" internet sitesinde yer alan bilgilere göre, 826 sol terör örgütü mensubunun dosyası üzerinde yapılan araştırmada, bunlardan yüzde 65'inin 14-25, yüzde 16.8'inin 25-30, yüzde 17.5'inin ise 30 yaş ve üzerinde olduğu belirlendi. 200 dini motifli terör örgütü mensubunun dosyaları üzerinde yapılan araştırmada ise yüzde 2.5'inin 10-14, yüzde 72.5'inin 15-25, yüzde 17'sinin 25-29, yüzde 6'sının 30-34, yüzde 2'sinin ise 35-65 yaş arasında olduğu tespit edildi. Bölücü terör örgütü PKK'da özellikle gençleri hedef kitlesi olarak seçiyor. İha muhabiri Ata Gündüz Kurşun'un haberine göre, tutuklu bulunan 262 terör örgütü PKK mensubu üzerinde yapılan anket çalışmasında, bunlardan yüzde 54'ünün 14-25, yüzde 34'ünün 26-37, yüzde 12'sinin ise 38-58 yaş grubunda olduğu ortaya çıktı.

Sol ve dini motifli örgütlerde tahsil seviyesi lise ve üniversite düzeyinde olurken, terör örgütü PKK mensuplarının çoğunun ilkokul mezunu veya cahil olduğu dikkat çekiyor. Sitede, ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütlerinin, öğrenci, işçi ve kamu kesimiyle vatandaşların içinde kurdukları sistemle, kaybettikleri her militanının yerini yeni bir militanla besleyerek ayakta kalmaya çalıştığına dikkat çekildi. Sitede, terörle mücadele konusunda şu uyarılarda bulunuldu: "Tıpta, bir insana hasta olmamanın yol ve yöntemlerini öğretmek amacıyla kurulmuş koruyucu hekimlik vardır. Bu noktada, terörle mücadelede de bize düşen görev, koruyucu hekimlikte olduğu gibi gençliğimize sahip çıkarak terörizm hastalığına yakalanmamanın yol ve yöntemlerini öğretmek olmalıdır. Ancak, gençliği terör örgütlerinin tuzaklarına karşı korumak sadece güvenlik güçlerimizin vazifesi değil, ana babalardan, öğretmenlere, ilgili tüm kurumların kısaca herkesin görevidir. Muhteşem tarihi geçmişi, tüm dünyayı kıskandıran jeopolitik konumu, genç nüfus potansiyeli, zengin yer altı ve yer üstü kaynakları ile bulunduğu coğrafyada güçlü bir ülke olan Türkiye'nin, 21. yüzyıla girerken devletler arası platformda söz sahibi olabilmesi iyi eğitilmiş, idealleri olan gençliğe bağlı olduğu gözden uzak tutulmamalı ve herkes üzerine düşeni yapmalıdır."

Sitede, terörizmle mücadelede medyaya da büyük görev düştüğü belirtilerek, şu ifadelere yer verildi: "Medya, özellikle gençliğimizi zararlı alışkanlıklara, ideolojilere, akımlara özendirici yayın asla yapmamalıdır. Terör örgütleri medyada yer bulduğu ölçüde etkinlik kazanmakta, moral bulmakta, örgüt içi disiplini sağlayabilmekte ve sempatizanlarının örgüte bağımlılığını artırmaktadır. Medyada yer alan haber, terör örgütlerinin propagandasını içermemeli ve detaylar verilerek gençlerimizi özendirici olmamalıdır."

Sigara içen PKK'ya mermi veriyor



Avrupa Birliği (AB) raporlarına göre sigaraya verilen her bir doların 25 sentinin PKK’ya gittiğine işaret eden Akarcalı, “PKK’nın sigara kaçakçılığından edindiği kazanç asgari olarak 300 milyon Euro” dedi.

Türkiye’de sigara reklamlarına yasak getirilmesinin mimarı olarak bilinen Eski Sağlık Bakanı Akarcalı, sigara kaçakçılığı ile ilgili olarak araştırmalarını kitap haline getirecek. Sigaraya karşı mücadelesinde eski ABD Başkanı Bill Clinton ve eşi Hillary Clinton’dan da destek aldığını söyleyen Akarcalı, ANKA’ya yaptığı açıklamada, sigara şirketlerinin PKK üzerinden büyük miktarda sigara kaçakçılığı yaptığına dikkat çekti.

“SİGARA KAÇIKÇILIĞININ MERKEZİ SİGARA ŞİRKETLERİ”

Akarcalı, AB raporlarına göre İngiliz, Amerikan ve Japon şirketlerinin oluşturduğu tekelin sigara kaçakçılığının merkezinde de bulunduğuna işaret etti. Akarcalı, “Bunu sadece ben söylemiyorum. Bu konuyu yıllardın gündeme getiriyorum, ancak AB raporları tarafından da bu söylediklerim tescillendi. AB’nin konu ile ilgili 2002 yılında yayınladığı rapor sonucunda şirketlere 4 yıl kadar önce soruşturma açıldı. Bu firmalar sigara kaçakçılığına imkan veriyorlar. AB ülkeleri de sigara kaçakçılığı nedeniyle vergi kaybına uğruyor. Dolayısıyla firmalar bu sigaranın satışını denetim altına almadığı ve malı sattığı kişilerin meşru yollardan satıp satmadığını denetlemediği için soruşturma açıldı” dedi.

SİGARA ŞİRKETLERİ PKK’YI DESTEKLİYOR, PKK 5 SENT YERİNE 25 SENT KAZANIYOR”

Soruşturmanın bitirilmediğini de kaydeden Akarcalı, şunları söyledi :

“Bu firmalar soruşturmanın sonucunun büyük maliyetlerle biteceğini anlayınca AB’ye dostane bir anlaşma yoluna gittiler. Anlaşmaya göre Philip Morris, 12 yıllık bir sürede AB’ye 1,25 milyar dolar ödemeyi kabul etti. Anlaşma uyarınca AB de şirket hakkındaki tüm suçlamalarını geri çekiyor. Ayrıca JTİ de yaklaşık 400-500 milyon dolarlık bir ödeme yapacak. Şimdi AB için bu olduğuna göre Türkiye için de benzer durum söz konusu. AB ülkelerinde bu alınacak para belli oranlarda dağıtılacak. Türkiye’nin de aynı soruşturmayı başlatarak, AB tarafından öngörülen çerçevede vergi kaybından dolayı olan kaybının ödenmesini istemek en doğal hakkı. Ama Türkiye için ayrı bir durum var. Zamanında ben söylediğimde itirazlar olmuştu, fakat ben geri adım atmamıştım. Çünkü söylediklerim AB kaynaklıydı. Özellikle İskenderun tarafından yapılan sigara kaçakçılık PKK’nın finansmanında kullanılıyor. O sigaralar direkt PKK üzerinden kaçırılıyor. Aslında sigaralar Türkiye’den normal ihraç edilip Ürdün’ ya da Lübnan’a gider ve oradan da tekrar PKK’ya satılabilirdi. Ama o zaman PKK o işten 25 sent kazanacağına 5 sent kazanmış olurdu. Bu şekilde bakarsak, Türkiye’de yerleşik sigara şirketlerinin PKK’nın desteklenmesi için özel gayret içinde ‘olmadığı’ izlenimini alamadım.”

KAÇAKÇILIĞA GÜMRÜKLER DE GÖZ YUMDU, ÖZELEŞTİRİ YAPMALIYIZ”

Akarcalı, PKK’nın her türlü gayri meşru yoldan para kazanan bir örgüt olduğuna dikkat çekerken, PKK’nın finansal açıdan büyümesine sadece sigara şirketlerinin göz yummadığına da işaret etti. Gazetelerde daha önceki yıllarda çıkan ‘Hain Tırlar’ başlıklı bir haberi hatırlatan Akarcalı, “Türkiye’ye kaçak silah taşıyan tırlar nerden geçti, Türk gümrüklerinden geçti. Gümrükçüler de bir öz eleştiri yapmak durumundadır. Uyuşturucuyu PKK kimlere getirdi, yine Türkiye’deki insanlara. Getirenler de Kürt-Türk diye bir şey yok. Bu işin Kürdü Türkü yok. Bu işten nemalanan herkes nemalandı. Ama derli toplu şirketlerin bunu bilerek tavır alması gerekirdi. Sigara şirketleri ‘biz malımızı satarız nereye gitti bakmayız’ diye bir anlayış olamaz. Bugün şehit aileleri; PKK’nın finansmanını yapan sigara şirketlerinin önüne gitseler ne diyecekler. PKK’nın sigara kaçakçılığından edindiği kazanç asgari olarak 300 milyon Euro. Sigaraya verilen bir doların 25 senti PKK’ya gidiyor” dedi.

“KİMİ BASIN EKONOMİK GÜCÜ OLAN SİGARA ŞİRKETLERİNİ TERCİH EDİYOR”

Akarcalı, sigara kaçakçılığı konusunda çıkan sigara yasağı yasası sonrasında büyük şirketlerden birinin yöneticisinin yasa ile ilgili kendilerine danışılması gerektiği yönünde açıklamada bulunduğunu hatırlattı. Söz konusu yasa ile ilgili şirketlere danışmanın “El Kaide’ye operasyon yapmadan önce El-Kaide’ye danışmakla” aynı şey olduğunu ifade eden Akarcalı, “Bu konuyu Türkiye’nin en büyük gazeteleri ekonomi sayfalarında yer verdi. Hatta en büyük ekonomi yazarlarından biri de köşesine bu konuyu taşıdı. Ben de bu köşe yazarına AB raporlarını iki kez göndermeme rağmen nezaketen bile geri dönmedi. Şunu anladım ki; bizlerin siyasi ve manevi gücü bu İngiliz, ABD ve Japon şirketlerinin ekonomik gücü ile çatıştığında, genelde sigara kaçakçılığına karşı çıkan kimi basın kuruluşları özel durumlarda onları tercih ediyor” dedi.

PKK'LI TERÖRİSTLER SÜNNETSİZ ÇIKTI!


Bingöl Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Bingöl'de güvenlik güçlerince yürütülen operasyonda etkisiz hale getirilen PKK terör örgütü mensuplarının çoğunun yabancı uyruklu ve sünnetsiz olduğunun ortaya çıktığını bildirdi. Vali Balkanlıoğlu, Bingöl merkez Dallıtepe Erman Deresi bölgesinde 10 teröristin ölü ele geçirildiği operasyonun ayrıntıları hakkında bilgi verdi. Yapılan ilk araştırmalarda etkisiz hale getirilen grubun daha önce Bingöl ve çevresinde çok sayıda terörist faaliyette bulunduğunu hatırlatan Balkanlıoğlu, ormanda ağaç kesiminde çalışan işçilerin de bu grubun eylemine maruz kaldığının anlaşıldığını ifade etti.

BALKANLIOĞLU'NUN KONUŞMASI
''Bu teröristlerin eylemleri sonucu şehit olan askerlerimiz ile sivil vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz. Söz konusu teröristler, 20 Mayıs 2005 bir erimizin yaralanması, 23 Haziran 2005 2 uzman çavuşun yaralanması, 30 Ekim 2005 1 uzman çavuşun şehit edilmesi, 20 Mayıs 2006 mayın patlaması sonucu 2 erimizin yaralanması, 28 Mayıs 2006 bir vatandaşın kaçırılması, 02 Haziran 2006 bir vatandaşın öldürülmesi, 04 Haziran 2006 bir erin şehit edilmesi ve 10 erin yaralanması, 27 Haziran 2006 bir vatandaşımızın öldürülmesi, 03 Temmuz 2006 bir astsubayın yaralanması, 06 Ağustos 2007 bir dozerin yakılması, 19 Mayıs 2007 iki askerin yaralanması, 31 Mayıs 2007 orman kesimi yapan 4 sivil vatandaşın katledilmesi, 28 Ekim 2007 bir polis otosunun taranması ve 1 polis memurunun yaralanması eylemlerini gerçekleştirmişlerdir.''

ARAŞTIRMALAR SÜRÜYOR
Etkisiz hale getirilen teröristlerin kimlik tespit çalışmalarının devam ettiğini belirten Balkanlıoğlu, ''Ele geçirilen bu teröristlerin büyük çoğunluğunun yabancı ve sünnetsiz olduğu yapılan ilk inceleme ve tıbbi araştırmada ortaya çıkmıştır. Sığınakta ele geçirilen doküman incelenmekte olup, teröristlere yardım ve yataklık eden şahıslar hakkında gerekli araştırmalar devam ediyor'' dedi.

SIĞINAKLARDA CEPHANE VE BOL MİKTARDA YAŞAM MALZEMESİ BULUNDU
Balkanlıoğlu, operasyonda teröristlerin kullandığı sığınaklarda ise küçük bir cephanelik ve bol miktarda yaşam malzemesi bulunduğunu belirterek, malzemeler hakkında şu bilgileri verdi: ''Sığınaklarda 1 adet M-16 piyade tüfeği, 9 adet kalaşnikof piyade tüfeği, 1 adet büyük telsiz, 1 adet jeneratör, 35 kalaşnikof şarjörü, 2 adet M-1l şarjörü, 40 adet el bombası, 2000 adet muhtelif çapta mermi, 10 adet tuzaklanmış patlayıcı madde düzeneği, 5 adet büyük tüp, 2 ton gıda maddesi, mutfak malzemesi, telefon rehberi ve çok sayıda örgütsel doküman ele geçirilmiştir.''

TUZAKLANMIŞ PATLAYICI
Balkanlıoğlu, imha edilen sığınakların çevresinde çok sayıda tuzaklanmış patlayıcı bulunduğunu da hatırlatarak, bölgenin tamamen temizlenmeden vatandaşları kendi can ve mal güvenliği için sığınakların bulunduğu bölgeye gitmemeleri konusunda uyardı. Balkanlıoğlu, güvenlik kuvvetleri tarafından bölgede huzur ve güveni sağlamaya yönelik operasyonlara devam edildiğini sözlerine ekledi.

H2/Kaynak: AA

3 Ocak 2008 Perşembe

damn PKK, stop terrorism


damn PKK, stop terrorism
Originally uploaded by GamZeynel

Stop PKK terrorism!


Stop PKK terrorism!
Originally uploaded by * ismail *
"Thousands condemn terror in nationwide protests
Dozens of protests were staged yesterday in almost all of Turkey's 81 provinces to protest against separatist terrorism, which took 12 lives on Sunday when the Kurdistan Workers' Party (PKK) attacked Turkish troops in the Southeast. "